AnadoluTayfası.Net ( ATN )
Ah dünya, sen neden böylesin.. Arada bir gülen görmesem, ölesim geliyor, ölesim..
Geri git   AnadoluTayfası.Net ( ATN ) > Yaşama Dair > Tarih

İlk Türk Bilim Akademisi: Encümen-i Dâniş

Tarih
İlk Türk Bilim Akademisi: Encümen-i Dâniş, İlk Türk Bilim Akademisi: Encümen-i Dâniş Türkiye'de modemleşme çabalarını başlangıcı genellikle XVIII.yy'la tarihlenir. Bu süreç içerisinde kuşkusuz Tanzimat Devri 'nde (1819-1876) siyasal,ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda yapılan ve kendinden sonrakilere örneklik eden yeniliklerin ayrı bir önemi vardır. Bu dönemde kültürel alanda eğitim-öğretim kurumlarını çağdaşlaştırma hareketlerinin, dilde özleşme çabalarının, edebiyatta roman, hikaye, tiyatro vs. gibi Batılı örneklerin alınmasının ve buna paralel olarak gazete ve dergilerin Yayınlanmasının yanı sıra, bilim akademisi niteliğinde kurumlar da kurulmuştur. Bunlar Encümen-i ve İlk Türk Bilim Akademisi: Encümen-i Dâniş 19. yüzyıl encümeni daniş, beşiktaş cemiyeti ilmiye, beşiktaş cemiyeti ilmiyesi, beşiktaş ilmiye cemiyeti, ismail ferruh efendi, osmanlı da ilk bilim akademisi, osmanlıda encümeni daniş kurumu, osmanlıda ilk bilim akademisi, hakkında bilgiler ve daha fazlasını içeriyor.. Devamını Oku...

 
12-23-2009 23:34 Yazan: UzZMaN
İlk Türk Bilim Akademisi: Encümen-i Dâniş

İlk Türk Bilim Akademisi: Encümen-i Dâniş

Sponsorlu Bağlantılar

Türkiye'de modemleşme çabalarını başlangıcı genellikle XVIII.yy'la tarihlenir. Bu süreç içerisinde kuşkusuz Tanzimat Devri'nde (1819-1876) siyasal,ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda yapılan ve kendinden sonrakilere örneklik eden yeniliklerin ayrı bir önemi vardır.



Bu dönemde kültürel alanda eğitim-öğretim kurumlarını çağdaşlaştırma hareketlerinin, dilde özleşme çabalarının, edebiyatta roman, hikaye, tiyatro vs. gibi Batılı örneklerin alınmasının ve buna paralel olarak gazete ve dergilerin

Yayınlanmasının yanı sıra, bilim akademisi niteliğinde kurumlar da kurulmuştur.

Bunlar Encümen-i Dâniş ve Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye'dir.

Gerçi daha, önce buna benzer bazı girişimler olmuştur, fakat bunlar gerek nitelik ve gerekse nicelik yönünden söz edilen kurumlarla ayni düzeyde değildir

ve akademik özellik taşımazlar. Örneğin bir eğlence, devri olmasının yanında, barış ve modernleşme dönemi olan Lale Devri'nde (1703-1730) yöneticilerin düşün yapılarına paralel olarak Encümen-i Daniş'i hatırlatan bir kurul oluşturulmuştur. Devrin ünlü Sadrazamı Damat İbrahim Paşa'nın isteği ve koruyuculuğu ile 1725'de bir "İlmî Encümen" kurulmuştur. Üyeleri arasında Vehbi, Nedim gibi şairlerin; Çelebizade İsmail Asım, Yanyalı Esat Efendi gibi tarihçi ve yazarların; bir takım bürokratların, fakat çoğunluk olarak Ulema Sınıfı'ndan gelen kişiler yer aldığı 30 kişiden oluşan bu kurulun görevi, genel ve İslam tarihiyle ilgili yabancı dilde yazılmış

kitapları Türkçeye çevirmekti. Çevirisi yapılan kitapların büyük çoğunluğu

Arapça olduğuna göre, üyelerin iyi Arapça bilenlerden seçilmiş olduğunu söylemek gerekir.



Encümenin en önemli başarısı, tarihçi Aynî’nin, lkd ül- Cüman fi Tarih-i Ehl-i Zaman isimli 24 ciltlik tarihinin, bir şahıstan sağlananla, Edirne Kütüphanesi'ndeki nüshasının karşılaştırılarak Türkçeye çevrilmesidir. Bunun yanında Hodmir'in, Habib üs-Siyer isimli tarih kitabı, IV.

Mehmet
devrinde (1648-1693) Mevlevi Ahmet Dede tarafından yazılmış, Cami üd-Düvel adlı genel tarihi, Semarkandlı Kemaleddin Abdürrezak'ın, Matla Usra'deyn isimli İlhanlı Devleti tarihi de encümen tarafından çevrilen kitaplar arasındadır.



Ancak encümen çalışmaları arasında en ilgi çekici olanı, İslam dünyasının

"Muallim-i evveli" Aristo'nun eserlerinden ve bunların eklerinden çeviriler yapılmasıdır .



Böylece adının taşıdığı anlama rağmen kuruluş şekli, amacı ve çalışmaları

yönünden bu encümen bir Tercüme Heyeti'nden başka bir şey değildir.



Tanzimat Dönemi'nden önce oluşturulan bir başka bilim kurulu ise, "Beşiktaş Cemiyet-i İlmiyesi”dir. Bu cemiyetin üyeleri: Melekpaşazade Abdülkadir Bey, Şanizade Mehmet Ataullah Efendi, İsmail Ferruh Efendi, Kethüdazade Arif Efendi ve Fehim Efendi'dir.



Toplantı yeri Ferruh Efendi'nin Ortaköy'deki konağı olan cemiyetin amacı bilim ve kültürün çeşitli dallarında isteyenleri eğitmekti. Nitekim burada Şanizade fen, Ferruh Efendi edebiyat dersleri vermişler. Arif Efendi de haftada iki gün felsefe ve edebiyat konularında sohbet toplantıları yapmıştır.Ayrıca cemiyet üyeleri haftada iki gün toplanarak edebiyat konuşmaları ve şiir yarışmaları düzenlemişler ve bunlardan beğenilenleri "Seçkin Eserler" ismiyle bastırmışlardır. Cemiyet II. Mahmud devrinin (1808-1839) başlangıç yıllarında toplantılarına başlamıştır. Fakat tam olarak kuruluş tarihi bilinmemektedir.





Beşiktaş Bilim Cemiyeti bu şekliyle bir açık öğretim özelliği taşır. Devrin bilim ve edebiyata gönül vermiş bir grup aydınının bir araya gelerek halkı eğitmek için çalışmaları, hatta cemiyetin masraflarını da kendilerinin karşılamaları övgüye değer bir davranıştır.



Ancak cemiyette verilen derslerin programlarını ve düzeyini bilme imkanımız yoktur. Ayrıca cemiyete ne kadar ilgi olduğunu da bilmiyoruz. Fakat çalışmalarını henüz reformların başlamamış olduğu II. Mahmud devrinin ilk dönemlerinde sürdüren cemiyette fen ve doğa bilimleri gibi pozitif bilimlerin;o dönemde kuşku ile karşılanan felsefe konularının konuşulması ve üyelerinin özgür davranışları dolayısıyla cemiyetin bazı çevrelerce hoş karşılanmadığı söylenebilir.



Nitekim Berkes, Cevdet Paşa'nın Beşiktaş İlmiye Cemiyeti dolayısıyla zendeka (zındıklık) ve ilhad (dinsizlik) olaylarından söz edildiğini yazacağı gibi, tarihçi Lütfi de cemiyeti “etvar-ı lâubalîyane” (laubali tavırlılar)’nin toplandığı bir yer olarak nitelendirir. Oysa cemiyet özgür düşünceli aydın kişilerin toplandığı bir yerdi. Özel bir kuruluş olmasına rağmen daha sonra kurulacak bilim cemiyetleri fikrini yarattığı gibi, Batı düşüncesinin Osmanlı bilim çevrelerinde ilk kez tartışma konusu edildiği yer, Beşiktaş Bilim Cemiyeti olmuştur.



Cemiyet Yeniçeri Ocağı kaldırıldığı sırada veya ondan sonra dağıldı. Bunda cemiyete ve üyelerine karşı olan tepkinin yanında Bektaşilik yakıştırmalarının da rolü olduğu söylenmektedir.



Encümen-i Daniş :



Tanzimat Devri'nde diğer reformların yanında kültürel alanda, özellikle eğitimde bir modernleşme çabasına girişilmiş, ilk kez bir eğitim bakanlığı kurularak ilköğretimden yüksek öğretime kadar eğitim bir sisteme bağlanmaya çalışılmıştır. Fakat bu konudaki reformlara ancak,1845'de başlanabilmişti. Gecikmenin nedenleri arasında devrin siyasal olaylarının yanında, Tanzimat reformlarının öncüsü Mustafa Reşit Paşa'nın o sırada Paris’te olmasının da etkisi vardı.



Nitekim Mustafa Reşit Paris'ten dönüp önce Dışişleri Bakanı ve ardandan da

Sadrazam olunca reformlar başlamıştır. Sultan Abdülmecid (1839-1861) Babıali'ye gelerek 10 ocak 1845'te tüm “Vükela" ya karşı okuttuğu bir Hatt-ı Hümayun'la ülkede gerekli eğitim reformlarının gerçekleştirilmesini istedi. Bu emir doğrultusunda 11 Nisan 1845'te asker, ulema ve bürokrat sınıfının ileri gelenleri arasından seçilen 8 kişiden oluşan Meclis-i Maarif-i Muvakkat (Geçici Eğitim Meclisi) kuruldu. Meclis haftada iki gün toplanarak eğitim için gerekli reform plan ve projeleri hazırlayıp Meclis-i Vâlâ'ya verecektir.

Uzun çalışmalardan sonra meclis görüşlerini 1846 Temmuzunda Meclis-i

Vâlâ'ya sundu. Bu projede eğitim sisteminin modemleştirilmesi ve İstanbul'da

bir Darülfünun (üniversite) kurulması isteniyordu. Mustafa Reşit'in etkisiyle kurulacak Darülfünun'a bir ön hazırlık yapmak ve okutulacak kitapları hazırlamak üzere,"Encümen-i Daniş" adı ile bir bilim kurulunun kurulması da meclisin kararları arasında yer aldı. Mustafa Reşit elçi olarak Paris'te çalıştığı sırada Academie Française'i çok beğenmiş ve Türkiye'de de böyle bir akademi kurulmasını istemişti.



Meclis-i Maarif-i Muvakkat, Encümen-i Daniş'in Darülfünun'dan sonra kurulmasını önermişti. Fakat konu Meclis-i Maarif-i Umumiye’de (Genel Eğitim Meclisi) görüşülürken vakit kaybetmemek için hiç olmazsa şimdilik ayda bir kere Darülmaarif Mektebi binasında toplanmasını, Sudur-ı azamdan (Sadrazamlar) Ataullah Efendizade Şerif Efendi'nin birinci başkanlığa, Meclis-i Maarif-i Umumiye üyelerinden Hayrullah Efendi'nin de ikinci başkanlığa getirilmesini kararlaştırarak, durum bir arz tezkeresi ile padişaha sundu. Meclisin kararı olumlu karşılanarak 26 Mayıs 1851 'de bunu onaylayan padişah iradesi yayınlandı.



Henüz daha ulema mesleğinde olan Cevdet Efendi bu kurulun programını hazırlamakla görevlendirilmişti. Cevdet konuyu fikir tartışmalarını geliştirmek, bilimsel çalışmaları desteklemek, cahilliğin giderilmesi için gerekli önlemleri almak olarak düşünmüştü. İşte bu doğrultuda Meclis-i Maarif-i Umumiye'de

Cevdet'in başkanlığında bir grup tarafından hazırlanan encümenin nizamnamesi

(yönetmeliği), 1 Haziran 1851'de yayınlandı. Bu nizamnamede şu hususlar yer almıştı.



Böylece nizamnamesi yayınlanan ve Meclis-i Maarif tarafından üyeleri belirlenen Encümen-i Daniş 19 Ramazan 1267/18 Temmuz 1851'de Sultan Abdülmecid'in annesi Bezmiâlem Valide tarafıdan yapılmış olan Darülmaarif Mektebi'nde törenle açıldı. Törene Padişah Abdülmecid, Sadrazam Mustafa Reşit, Encümen-i Daniş üyeleri, devrin ileri gelenleri katıldılar. Törende üyelere "rûusları" '(üyelik belgeleri) verilmiş ve Mustafa Reşit Paşa tarafından bir konuşma yapılmıştır. Reşit Paşa konuşmasında insanı ileriye götürecek şeyin bilim ve kültür olduğunu belirterek, Encümen-i Daniş'i Türkiye'ni

Sponsorlu Bağlantılar
Gitti Gidiyor..
 
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Türk Bilim Adamlarının Başarısı buqunasK Genel Sağlık 0 02-22-2012 00:40
Tarihimizdeki müslüman-türk bilim adamları ve dünyayı şaşırtan 10 yahudi bilim adamı Mah-mud Tarih 0 01-05-2010 15:07
Türk bilim adamlarından bir ilk Avea Genel Sağlık 0 12-07-2009 23:31
Türk bilim adamı obeziteyi bitiriyor Vodafone Sağlık 0 12-04-2009 23:25
Türk bilim adamlarının büyük keşfi Vodafone Sağlık 0 12-04-2009 23:19



Powered By vBulletin® Copyright ©2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

ShevKose