Dedi Kırlangıç;
hazan mevsiminden bir gün..
sabâhın seherinde,
gökyüzü henüz daha turuncuyken,
vardım bir yol tırmandım Bozöğük Kalesine.
çıktım burçlarından birine;
açtım kollarımı, gerdim göğsümü, seyre durdum bir cümle âlemi..
derken bir kırlangıç geçti yanımdan,
döndü bir yol, usulca sokuldu yamacıma.
dedim: n'oldu kırlangıç kardeş, niye döndün yolundan?
dedi: ne ararsın burada, merak ettim..
dedim: içim daralıyor kırlangıç kardeş, içine akmak istedim âlemin sonsuzluğunun.
dedi: takıl peşime öyleyse, ben seni götüreyim..
atladım hemen sırtına,
tutundum hemen boynuna,
gökyüzünde süzüldük bir vakit..
fakat kırlangıcın rotası bir garip..
dedim: niçin böyle bir yükselir bir alçalırsın?
dedi: kiminin üstünden geçerim kiminin altından..
dedim: tabiî ya, buradan gelir tüm yaşama sevincin;
bilirsin yüksekteyken alçalmayı, alçaktayken yükselmeyi..
dedi: evet ben bilirim de şu zavallı insancıklara ne demeli?
Alkım Saygın