AnadoluTayfası.Net ( ATN )  
Ah dünya, sen neden böylesin.. Arada bir gülen görmesem, ölesim geliyor, ölesim..
Geri git   AnadoluTayfası.Net ( ATN ) > Yaşama Dair > Dini Bölüm & İslam Dünyası > Diğer Peygamberler

Etiketler: hz ibrahimin eşleri,hzibrahimin eşlerinin isimleri,hz ibrahim eşi,hzibrahimin eşleri,hz ibrahimin esleri,hz ibrahimin eslerinin isimleri,sare ve hacer,hz ibrahimin eşlerinin isimleri,hz ismail in karısı,hazreti ibrahimin eslerinin ismi,

Hz. Ibrahim'in Eşleri Sâre Ve Hacer

Diğer Peygamberler
Hz. Ibrahim'in Eşleri Sâre Ve Hacer , Hz. Ibrahim'in Eşleri Sâre Ve Hacer ; HZ. İBRAHİM'İN EŞLERİ SÂRE VE HACER Kur'an ve Sünnette, iman, ihlâs, iffetini koruma ve tevhîd mücadelesinde eşine destek olma konularında örnek gösterilen iki ve Hz. Ibrahim'in Eşleri Sâre Ve Hacer Hakkında Bilgiler

 
Hz. Ibrahim'in Eşleri Sâre Ve Hacer Hz. Ibrahim'in Eşleri Sâre Ve Hacer




Hz. Ibrahim'in Eşleri Sâre Ve Hacer
Hz. Ibrahim'in Eşleri Sâre Ve Hacer;


HZ. İBRAHİM'İN EŞLERİ SÂRE VE HACER

Kur'an ve Sünnette, iman, ihlâs, iffetini koruma ve tevhîd mücadelesinde eşine destek olma konularında örnek gösterilen iki kadın Sâre ve Hacer'dir. Hz. İbrahim Irak'ta Babil yöresinde peygamber olmuş ve kendisini tanrı ilân eden hükümdar Nemrud'u hak dine çağırmıştır. Yönetimi kaybetme korkusuna kapılan Nemrud, İbrahim (a.s)'ı ateşe atarak yok etmek istemişse de, Yüce Allah onu korumuş, Nemrud ve adamlarını ise sinek ordusu ile helak etmiştir. (bk. el-Enbiyâ, 21/69, 70.)

İşte Hz. İbrahim, eşi Sâre ve yeğeni veya amca oğlu Lût (a.s), bu olaylardan sonra Irak'tan ayrılarak bereketli bir ülke olan Şam ve Filistin yöresine geçmiştir. İbrahim (a.s) buradan da bir ara irşad gayesiyle, eşi Sâre ile birlikte Mısır'a gitmiştir.

Hz. Peygamber (s.a.s) bu yolculuk sırasında Hz. Sâre'nin başından geçen bir olayı şöyle anlatmıştır: Hz. Ibrahim'in Eşleri Sâre Ve Hacer (Buhârî, Buyû, 100, Enbiyâ, 8, Hibe, 36.)

Burada, iffetini koruyan imanlı bir kadının zorda kalınca Yüce Allah'a sığınabileceğine bir işaret vardır. Sığınanın niyet ve samimiyetine göre Yüce Allah kurtuluş yolları gösterir. (bk. el-Ankebût, 29/69.)

Hz. Sâre kısır bir kadındı. Bu yüzden İbrahim'in Hacerle evlenmesine izin verdi. Ancak Hz. Hacer İsmail (a.s)'ı dünyaya getirince iki kadın arasında yaratılışta var olan kıskançlık hali doğdu. Bunun üzerine İbrahim (a.s), yüce Allah'ın emri ile eşi Hacer ve oğlu İsmail'i Filistin'den alıp Hicaz'a götürdü. Şimdiki Beytullah'ın yakınında bir yere konakladılar. Yanlarında bir kırba su ve bir miktar da yiyecek vardı. O dönemde Mekke şehri yoktu, çünkü Nuh tufanında Âdem (a.s)'dan beri gelen Kâbe-i Muazzama'nın izleri de kaybolmuştu. Her taraf ıssız ve susuz idi.

Hz. İbrahim Hacer'i ve kucağındaki küçük İsmail'i orada bırakıp, Filistin'e dönmek üzere hazırlanırken, Hz. Hacer; Hz. Ibrahim'in Eşleri Sâre Ve Hacer diyerek Allah'a tevekkül etti. (İbnü'l-Esîr, el-Kâmîl fî't-Târîh, Beyrut 1965, I, 101 vd.; K. Miras, Tecrîd-i Sarîh Tercemesi ve Şerhi, 7. baskı, Ankara 1984, VI, 14, 15.)

Hz. İbrahim Seniye mevkiine gelince Kabe'nin bulunduğu yana doğru dönerek beldenin Nuh tufanından önceki gibi güvenli hale gelmesini (İbrahim, 14/35,36.) Yüce Allah'tan istemiş ve zürriyeti için de şöyle dua etmiştir: Hz. Ibrahim'in Eşleri Sâre Ve Hacer (el-Kasas, 28/57.)

Nitekim Allahü Teâlâ Hz. Hacer'i ve oğlu İsmail'i zayi etmemiş, yukarıdaki duanın sonucu, kısa sürede tecelli etmiştir. Çocuğun su ihtiyacı için yüksekçe yer olan Safa tepesine, oradan Merve'ye koşan Hacer (r. anhâ), buradan çevreye bakarak su araştırmış ve iki tepe arasındaki gidiş-gelişi yedi defa olmuştur. Su bulmaktan ümidini kesen Hacer, İsmail'in yanına döndü ve orada bir su kaynağının akmakta olduğunu gördü. Suyun akıp gitmemesi için önünü kesmeye çalıştı. Yüce Allah onlara böylece Hz. Ibrahim'in Eşleri Sâre Ve Hacer (Buhârî, Enbiyâ, 9; Miras, a.g.e. VI, 15.)

Hz. Hacer'in suyu bulmasından sonra Mekke vadisinden geçmekte olan Yemenli Cürhümlüler kabilesi, kuşların hareketinden vadide su bulunduğunu anlamış ve Hacer'den izin alarak oraya yerleşmeye karar vermişlerdi. İşte Mekke'nin ilk yerlileri bu kabile ile, daha sonra Hz. İsmail'in Cürhümlülerle evlenmesi sonucu meydana gelecek nesillerinden ibarettir.

Böylece, zemzem suyundan yararlanma karşılığında Cürhümlüler Hacer'in ve oğlu İsmail'in ihtiyaçlarını karşılamayı üstlenmişlerdi. Hz. Hacer'in tevekkülü kısa bir süre içinde meyvesini vermiş ve kendilerini ıssız vadide güvenli bir topluluk içinde bulmuşlardı.

İbrahim (a.s)'ın ailesi içinde İsmail (a.s)'ın Cürhümlülerden evlendiği eşi ile ilgili şu olay da ibret vericidir. Hz. İbrahim Filistin'den zaman zaman Hicaza gelir ailesi ile ilgilenirdi. Bir gelişinde İsmail'i evde bulamamış, onun ava gittiğini öğrenince, eşine geçim durumlarını sormuştu. Hz. İsmail'in eşi; Hz. Ibrahim'in Eşleri Sâre Ve Hacer bildirmiştir. (Buhârî, Enbiyâ, 9.)

Buna göre, hiç tanımadığı kişilere aile sırrını veren ve kocasından şikâyetçi olan bir kadın Hz. Ibrahim'in Eşleri Sâre Ve Hacer değildir. Aile içinde olabilen maddi ve mânevi sıkıntılara erkekle birlikte kadının da göğüs germesi ve aile sırlarını dışarıya açmaması gerekir.

Hz. Sâre'nin çocuğu olmadığı için kocasına cariyesi Hacer'i hediye ettiğini, ancak Hz. İsmail'in doğumu üzerine üzüntüye kapıldığını yukarıda belirtmiştik. Kendisi sürekli bir çocuk özlemi içinde idi. İşte artık ay halinden kesildiği bir dönemde, kendisi 90, eşi İbrahim ise 120 yaşlarında bulunduğu bir sırada Allahü Teâlâ kendilerine önce İshak'ın daha sonra da torunları Ya'kub'un dünyaya geleceğini haber verdi. (Hâkim, el-Müstedrek, II, 556; Hûd, 11/71.)

Artık çocuk sahibi olmaktan fizik, biyolojik ve tıp bakımından ümit kesilen bir çağda İbrahim (a.s) ve Sâre'ye bir çocuk ve arkasından, bir torun sahibi olma müjdesinin verilişi Kur'an-ı Kerîm'de şöyle anlatılır: Hz. İbrahim ve yakın hısımı olan Lût (a.s) aynı dönemin peygamberleridir. Lût (a.s)'in kavmi eşcinsellik sapıklığına tutulmuş ve ilâhi gazabı üzerlerine çekmişlerdi. İşte Hz. Lût'a kavminin helak olacağını bildirmek ve bunu infaz etmekle görevli bir grup melek önce İbrahim (a.s)'ın evine gelirler. Bunlar insan suretinde, genç delikanlılar görünümünde idiler. Önlerine konulan yemeği yemeyince İbrahim (a.s) onların normal insan olmadıklarını anladı ve korkuya kapıldı. Hz. Sâre'de onlara ayakta hizmet ediyordu. İşte bu misafirler kendilerinin melek olduğunu açıklayarak, aileye katılacak bebeği şöyle haber verdiler:

Hz. Ibrahim'in Eşleri Sâre Ve Hacer (Hûd, 11/69-73.)

Başka bir âyette; Hz. Sâre'nin, meleklerin çocuk doğuracağını müjdelemesi üzerine, ellerini yüzüne vurarak, kendisinin yaşlı ve kısır olduğunu bildirdiği, meleklerin ise; Hz. Ibrahim'in Eşleri Sâre Ve Hacer diyerek işi ilâhi iradeye bağladıkları belirtilir. (bk. ez-Zâriyât, 51/25-30.)

Sonuç olarak gençlik yaşlarında çocuk dünyaya getirmemiş olan ve kısır bulunan Hz. Sâre ay halinden de kesildiği bir dönemde yüce Allah'ın dilemesi ile Hz. İshak'ı doğurmuştur. Nitekim Mücâhid ve İkrime, çocuk müjdesi haberini alan Sâre'nin gülmesini Hz. Ibrahim'in Eşleri Sâre Ve Hacer anlamı vermişlerdir. (el-Kurtubî, el-Câmi', 1. baskı, Beyrut 1408/1988, IX, 45.)

Hz. Sâre'nin meleklerin yanında ayakta durması, misafirlerine hizmet içindir. Bazı müfessirler onun tesettürlü olduğunu, melekleri görünce ayağa kalktığını söylemişlerdir. (bk. Kurtubî, a.g.e., IX, 45) Hz. Peygamber (s.a.s)'e de bir düğün merasiminde gelinin hizmet ettiği nakledilmiştir.

Ebû Üseyd es-Sâidi (r.a.), Allah'ın elçisini kendi düğün cemiyetine davet etmişti. Eşi gelin hanım onlara hizmet ediyordu. Yemekten sonra, Rasûlullah (s.a.s)'e geceden hazırlanmış hurma suyu ikram etti. (bk. Buhârî, Eşribe, 7, Nikâh, 71, 78, Eymân, 21, İbn Mâce. Nikâh, 24; Ahmed b. Hanbel, III, 498.) el-Kurtubî (ö. 671/1273) bu hadisi naklettikten sonra şöyle der: Hz. Ibrahim'in Eşleri Sâre Ve Hacer (el-Kurtubî, a.g.e. IX, 46.)

Buna göre evin hanımının, tesettüre riayet etmek şartıyla ve kocası da hazır bulununca kayın biraderi, kocasının amca, dayı gibi hısımları ile kendi amca, dayı hala ve teyzesinin erkek çocuklarına ve yine kocasının ahlâk ve fazilet sahibi arkadaşlarına yemek ve meşrubat ikram etmesi mümkün ve caizdir. Ancak fitne korkusu olur ya da eşler, yakın mahrem hısımlar dışında kalan erkeklerle görüşmede takva yolunu seçerlerse, bu daha güven verici ve daha fazla koruyucu olur. Nitekim erkek veya kadının, karşı cinsi görünce, bakışlarını öne eğmesini bildiren âyetlerde bu davranışın daha temiz olduğuna işaret edilmiştir. (en-Nur, 24/30, 31.) Yine, kimsenin bulunmadığı eve izinsiz girmeyi yasaklayan, izin isteyince de, Hz. Ibrahim'in Eşleri Sâre Ve Hacer denilirse, dönüp gidilmesini bildiren âyette de, bu davranışın daha temiz olduğu belirtilmiştir. (en-Nûr. 24/28.)

Hz. Ibrahim'in Eşleri Sâre Ve Hacer


ATN-Gençlik...

Seçenekler
Stil





WEZ Format +7. Şuan Saat: 18:56.



|» ATN Dost Siteler «|
| sinoz krem |-| sohbet |

Powered By vBulletin® Copyright ©2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2 ©2009, Crawlability, Inc.

ShevKose