AnadoluTayfası.Net ( ATN )
Ah dünya, sen neden böylesin.. Arada bir gülen görmesem, ölesim geliyor, ölesim..
Geri git   AnadoluTayfası.Net ( ATN ) > Vee Ders.. > Dersler.. > Dersler Genel

Cumhuriyet Döneminde Sanat Eğitimi

Dersler Genel
Cumhuriyet Döneminde Sanat Eğitimi, Cumhuriyet Döneminde Sanat Eğitimi Cumhuriyet Döneminde Sanat Eğitimi Cumhuriyet'te Sanat - Sanatsal Degişimler - ATATÜRK 'ün Sanata Bakış Açısı - Tarihde Sanat 'ın Gelişimi Cumhuriyet Döneminde Sanat Eğitimi Prof.Dr. Cahit KAVCAR A.Ü.Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi San’at güzelliğin ifadesidir... Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa müzik, resim ile olursa ressamlık, yontma, oyma ile olursa heykeltraşlık, bina ile olursa mimarlık... olur. ATATÜRKTürkiye Cumhuriyetinin kurucusu Büyük Önder, “Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür.” diyerek, yeni devletin ve Cumhuriyet Döneminde Sanat Eğitimi cumhuriyet dönemi güzel sanatlar, cumhuriyet döneminde atatürk ve müzik, cumhuriyet döneminde açılan ilk müzik kurumu, cumhuriyet döneminde açılan müzik kurumları, cumhuriyet döneminde güzel sanatlar alanında ne gibi yenilikler yapılmıştır, cumhuriyet döneminde güzel sanatlar alanında ne gibi yenilikler yapılmıştır, cumhuriyet döneminde sanata bakış, cumhuriyet döneminde sanata bakış açısı, cumhuriyet döneminde sanatsal gelişim, cumhuriyet döneminde yapılan müzik çalışmaları, cumhuriyette sanat, türk halk müziğinin cumhuriyet dönemindeki gelişimi, hakkında bilgiler ve daha fazlasını içeriyor.. Devamını Oku...

 
09-25-2010 13:45 Yazan: UzZMaN
Cumhuriyet Döneminde Sanat Eğitimi

Cumhuriyet Döneminde Sanat Eğitimi

Sponsorlu Bağlantılar

Cumhuriyet Döneminde Sanat Eğitimi Cumhuriyet'te Sanat - Sanatsal Degişimler - ATATÜRK 'ün Sanata Bakış Açısı - Tarihde Sanat 'ın Gelişimi

Cumhuriyet Döneminde

Sanat Eğitimi
Cumhuriyet Döneminde Sanat Eğitimi
Prof.Dr. Cahit KAVCAR

A.Ü.Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi
San’at güzelliğin ifadesidir... Bu ifade söz ile olursa şiir, nağme ile olursa müzik, resim ile olursa ressamlık, yontma, oyma ile olursa heykeltraşlık, bina ile olursa mimarlık... olur.
ATATÜRKTürkiye Cumhuriyetinin kurucusu Büyük Önder, “Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür.” diyerek, yeni devletin kültürel temeller üzerine kurulduğunu vurgulamıştır.Atatürk, kültürün insan, toplum ve ulus hayatındaki rolünü çok iyi biliyordu.Geniş kültür birikimi ve şaşmaz sezgi gücüyle yine çok iyi biliyordu ki kültürün önemli bir boyutu da sanattır.Çünkü güzel sanatlar, kültürün tadını ve rengini oluşturur, insan hayatına renk katar.

1. Sanata Karşı Resmî Tutumlar
Cumhuriyet döneminde sanata karşı resm
î yaklaşımlardan söz ederken, Atatürk’ün sanata karşı tutumu, hükûmet programlarında sanata verilen yer ve millî eğitim şûralarında sanat gibi konular üzerinde durulabilir.
a.Atatürk ve Sanat


Büyük Önder, yeni ve millî bir devlet kurarken kültür ve sanat konularıyla da çok yakından ilgilenmiş, devletin görevleri arasına bu konularla uğraşmayı da katmış, sanata ilgiyi devlet politikası hâline getirmiştir. Daha 1923 yılında:“Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki fennin gerektirdiği şeyleri yapmaz açık söyleyelim ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur.” diyerek, resim ve heykel gibi sanat dallarının önemini ve teknolojinin yanındaki yerini çarpıcı bir şekilde açıklamıştır. Çünkü yaratıcı bir toplum demek, düşünce ve sanat alanında yeni ürünler ortaya koyabilen, bilim ve teknolojide, sanat ve kültürde verimli eserler üretebilen toplum demektir.Ve onun biricik hedef olarak gösterdiği “çağdaş uygarlık düzeyi”ne, ancak bu niteliklere sahip olabilen toplum ulaşır.
Bütün bunların bilincinde olan Atatürk, sanata ve sanatçıya gösterdiği yakın ilginin ve çeşitli yerlerde yaptığı çarpıcı konuşmaların yanı sıra, sanatta kurumlaşma çalışmalarını başlattı.Bu konuda 1923’ten sonra köklü ve yaygın girişimlere tanık oluruz. 1924’te açılanMusiki Muallim Mektebi’nden sonra birçok kültür ve sanat kurumu açılır.Girişilen bütün çalışmaların temel amacı, ülkemizi ileri ülkelerin düzeyine getirmektir.
İnsanı başka varlıklardan ayıran özelliklerin başında, onun yaratıcılığı, güzeli araması ve yaratması gelir.Bu yaratıcılık ise kendini en çok sanat alanında gösterir.Bundan dolayı tarihçiler, tarihte gelmiş geçmiş devletler üzerinde yargıya varırken, onların siyasal örgütlerinden ve hareketlerinden çok, sanat ürünlerini gözönünde tutarlar. Çünkü sanat, gerçeklerini ve özelliklerini toplumdan alır, toplumu yüceltmeye çalışır. Bu ulusun kültür düzeyini, en çok, yetiştirdiği sanatçılar ve yarattığı sanat eserleri belirler.Bunun farkında olanAtatürk, ünlü Onuncu YılNutku’nda, “Yüksek bir insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihî bir vasfı da güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir.” diyor. Ölümüne kadar da sanata ve sanatla ilgili çalışmalara büyük yakınlık duymuş, sanatçıları korumuş, onları çevresinden eksik etmemiştir.

b.Hükûmet Programlarında Sanat

Yeni başkent Ankara’da kurulan ilk“millî hükûmet”, kültür ve sanat sorunlarına önemle eğilmiştir.Bunu, ilk hükûmetin 9 Mayıs 1920 günlü programında açıkça görüyoruz.Onu izleyen hükûmet programlarında sanat konusu, özellikle Atatürk döneminde özel bir yer tutar, “millî yaratıcılık ve sanatın gelişmesi” üzerinde ısrarla durulur.En eski sanat eğitim kurumu olan GüzelSanatlar Akademisinde köklü değişiklikler yapılır, konservatuvar ve tiyatro çalışmalarına girişilir. Müzik ve resim başta olmak üzere, sanatın çeşitli dallarında öğrenim yapıp yurda dönmeleri için Avrupa’ya öğrenciler gönderilir.Bu elemanlar yurda dönüşte, sanat eğitim kurumlarında öğretmenlik ve yöneticilik yaparlar.
Cumhuriyetten sonra bütün hükûmet programlarında da kültür ve sanat konuları yer alır.Yeni kurumlar açılır, çok yönlü yaklaşımlar benimsenir. 1739 sayılı Millî EğitimTemelKanunu da sanat ve yaratıcılığa yer verir.

c. Millî Eğitim Şûralarında Sanat

1939’da toplanan ilk millî eğitim şûrasında, devlet resim ve heykel sergisi, basım ve yayın gibi konulara yer verilir.Daha sonra yapılan millî eğitim şûralarından bazılarında da sanat ve kültür konusu önemli bir yer tutar.Bu arada, sanata çeşitli yönleriyle ve sanat eğitimiyle birlikte özel bir ağırlık tanıyan VII.Millî EğitimŞûrası (5-15 Şubat 1962) ile, millî eğitimi yeniden düzenlemek amacıyla toplanan ve lise programlarında “güzel sanatlar”ın önemle yer almasını öngörenX. Millî EğitimŞûrası (23-26 Haziran 1981)’nı özellikle anmak gerekir.

2. Sanat Eğitimi

Cumhuriyet döneminde güzel sanatlar eğitiminden söz ederken, başlıca sanat eğitim kurumlarını ele almak, örgün sanat eğitim kurumları ile yaygın yani okul dışı sanat etkinlikleri üzerinde durmak ve başlıca sanat dallarıyla ilgili eğitim-öğretim çalışmalarını incelemek gerekir. Burada, sayılan konuların bir kısmına kısaca göz atılacaktır.

a. Örgün Eğitim

Cumhuriyet döneminde sanat eğitimi yapan kurumlar, önce iki gruba ayrılabilir:
1.Daha önceden açılıp da Cumhuriyetten sonra yeni bir düzene ve uygulamaya giren kurumlar:GüzelSanatlarAkademisi,İstanbul Belediye Konservatuvarı,İstanbulŞehir Tiyatrosu...
2. Cumhuriyetten sonra yeni açılan kurumlar:Musiki MuallimMektebi, konservatuvarlar,DevletTiyatrosu, Devlet Opera ve Balesi, öteki kurum, kuruluş ve okullar. Bütün bu kurumlar, örgün sanat eğitim kurumları ve yaygın sanat eğitim çalışmaları olmak üzere iki bölümde incelenebilir.
Örgün sanat eğitim kurumlarının başında, 1883 yılında öğretime başlayanGüzelSanatlarAkademisi (Sanayi-i Nefise Mektebi) gelir.Bu akademi, Türkiye’de bütünüyle sanat eğitimine yönelmiş en eski ve en köklü sanat eğitim kurumudur. Cumhuriyetle birlikte yeni bir düzen ve işleyiş içine girdi, hızla gelişti, bünyesinde zaman zaman önemli reformlar yaptı. Resim, mimarlık, heykel ve süsleme sanatları alanında, Tük sanat tarihinde büyük yeri olan çok sayıda sanatçı yetiştirdi.Ona bağlı birçok yüksek okul, kürsü, bölüm ve enstitü kuruldu. 2547 sayılı YükseköğretimKanunu uyarınca hazırlanan ve 20 Temmuz 1982 günü yürürlüğe giren“YükseköğretimKurumları Teşkilâtı Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” ile İstanbul’da kurulan Mimar Sinan Üniversitesinin çekirdeğini oluşturdu.
Müzik eğitimi yapmak üzere 1917’de Darülelhan adıyla kurulmuş olanİstanbul Belediye Konservatuvarı, Cumhuriyetten sonra yeni çalışma dönemine başladı. 1927’de Belediye’ye bağlandı ve büyük gelişmeler gösterdi.Şehir orkestrası, şehir korosu,Türk sanat müziği ve folklor topluluğu da oluşturan bu kurum, çok yönlü çalışmalarını bugün de sürdürmektedir ve çok sayıda sanatçı yetiştirmiştir.
Müzik alanında ilerlemek için müziğin bilimsel ve çağdaş yöntemlerle ele alınması gerekiyordu.Bunun temeli, müzik eğitimi yapan ve müzik öğretmeni yetiştiren okul olacaktı. Böyle bir okul, hem öğretmen yetiştirmeli hem de müzik sorunlarımızla ilgili araştırmalar yapmalıydı.İşte bu amaçlarla, 1 Kasım 1924’te, Ankara’da bir Musiki Muallim Mektebi açıldı.Bu okul, 1925’ten sonra gittikçe gelişti, programlar ve eğitim-öğretim kadrosu bakımından güçlendi.“Millî musikiyi işlemek, yükseltmek, yaymak, sahne sanatlarının her kolunda gerekli elemanları yetiştirmek, musiki öğretmeni yetiştirmek” yolunda çalışmalar yaptı. 1936’da bu okulun yerine Ankara DevletKonservatuvarı kuruldu.

Millî Eğitim Bakanlığına bağlı bir müzik ve sahne sanatları okulu olarak çalışmalara başlayanAnkara DevletKonservatuvarının temel amacı, müzik ve sahne sanatları alanında batılı anlayışla eğitim-öğretim yapmaktı.Bu arada yabancı sanatçılardan yararlanıldı, konservatuvara bağlı birTürk HalkMüziği Arşivi kuruldu (1937).
Atatürk’ün ölümünden sonra
da Konservatuvarın gelişmesi devam etti.Müzik ve sahne sanatları alanında çok sayıda değerli sanatçı yetiştirdi.Bu okulu bitiren sanatçılar, devlet sahnelerinde, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasında, çeşitli orkestralarda, özel tiyatrolarda, radyo ve televizyonda çalışmaktadırlar. Konservatuvar, 20 Temmuz 1982 tarihli Kararname ile Hacettepe Üniversitesine bağlanmıştır.
Ankara Devlet Konservatuvarından çok sonra, 1958’de İzmir’de, 1971’de ise İstanbul’da DevletKonservatuvarları açıldı. 1975’te İstanbul’da bir de TürkMusikisi Konservatuvarı açıldı. Bunlar da, yukarıda adı geçenKararname ile üniversitelere bağlandı.
Bütünüyle sanat eğitimi yapan bu tür kurumlardan başka, kuramsal veya hem kuramsal hem de uygulamalı sanat eğitimi yapan birimler de vardır. Bunlardan birkaç isim verelim:Gazi EğitimEnstitüsü Resim-İş (1932) ve Müzik(1937) Bölümleri, etkili bir biçimde sanat eğitimi yapan birimler arasında yer alır.Bu bölümler, orta dereceli ve yüksek okullara çok sayıda öğretmen yetiştirmiş ve sanat eğitimine büyük hizmetlerde bulunmuştur.Şimdi de, Gazi Üniversitesi Gazi EğitimFakültesine bağlı olarak çalışmalarını sürdürmektedirler. Resim-İş ve Müzik bölümleri olan daha başka eğitim enstitülerinin de bu alanda önemli çalışmaları oldu ve onlar da üniversitelere bağlandı.
1964 Yılında Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesine bağlı birTiyatro Kürsüsü ve 1970’te Tiyatro Araştırmaları Enstitüsü kuruldu.Üniversiteye tiyatronun girmiş olması ve bunun ilk olarak, temelini Atatürk’ün attığı bir kurumda gerçekleşmesi,Cumhuriyet döneminin ileri ve önemli adımları arasında yer alır.Adı geçen birim, kurumsal ve dışarıya da açılan uygulamalı çalışmaları ile dikkati çekmektedir.
Ankara Üniversitesine bağlı olarak 1965 yılında kurulan Eğitim Fakültesinin ilk ve temel kürsülerinden biri de GüzelSanatlarEğitimi Kürsüsü idi. 981’de “Bölüm”e dönüşen ve daha sonra “AnabilimDalı” olarak çalışmalarını sürdüren bu akademik birimde, kuramsal nitelikte sanat ve edebiyat eğitimi yapılmakta, lisans, yüksek lisans ve doktora programları, tez ve seminer çalışmaları yürütülmektedir.
1975 yılında Ege Üniversitesine bağlı bir GüzelSanatlarFakültesi açıldı ve aynı yıl eğitime başladı.Bugün Dokuz Eylül Üniversitesine bağlı olan bu fakülte, güzel sanatların değişik dallarında kuramsal ve uygulamalı sanat eğitimi ve ilgi çekici çalışmalar yapmaktadır.
Bunlardan başka, üniversitelerin sanat tarihi, resim, el sanatları, müzik bölümleri veya birimleri, mimarlık fakülteleri, kız meslek liseleri gibi daha birçok kurumda da kuramsal ve uygulamalı olarak sanat eğitimi yapılmaktadır. 2547 sayılı YükseköğretimKanunu’nun 5. maddesinde yer alan “Türkçe ve GüzelSanatlar dallarından biri zorunlu ders olarak tüm yüksek öğretim kurumlarında okutulur.” hükmü, yüksek eğitim düzeyinde ele alınacak sanat eğitimi plânlaması için gerekli yasal dayanağı da getirmiş, sanat eğitiminin alanını genişletmiştir.
Ortaokul ve lise ders programlarında da resim, müzik, sanat tarihi dersleri büyük ölçüde yer alıyor. Ancak bu uygulamanın, gerek kapsadığı okul tipleri ve gerekse işleyiş düzeni bakımından yeterli olduğunu ileri sürmek mümkün değildir. 1978 yılında liselere konan“sanat eğitimi” dersi de yürütülemedi.
Yeri gelmişken, önemli bir adımdan söz etmekte yarar var.Millî Eğitim Bakanlığı da bu konuyu yeniden ele alma gereğini duymuş ve 17.3.1982 gün ve MEYDK Bşk./83 sayılı Bakan onayı ile bir“GüzelSanatlar Eğitimi Çalışma Grubu” kurulmuştur. Üniversitelerin ilgili öğretim elemanları, MillîEğitimBakanlığı ilgilileri ve sanatçılardan oluşan bu Çalışma Grubu, “Örgün ve yaygın eğitim programlarımızın güzel sanatlar eğitimi açısından incelenmesi ve buna göre önlemler alınmasına yardımcı olunması çalışmalarını” yoğun olarak yürütmüş ve “Türkiye’de GüzelSanatlarEğitimi” adlı bir rapor hazırlamıştır. (1) Bu rapor, daha sonra çoğaltılarak, bütün üniversitelerin ilgili fakültelerine gönderildi, konuyla ilgili görüş ve önerileri alındı. Adı geçenÇalışma Grubu,Bakanlığın ilgili uygulayıcı birimlerinden temsilci üyelerin de katıldığı ikinci aşama çalışmalarına 3 Şubat 1983’te başlayarak, önce, üniversitelerden gelen görüş, eleştiri ve önerilerin genel bir değerlendirmesini yapmış, sonra da bu değerlendirmeler ışığında daha ayrıntılı bir çalışma yaparak somut öneriler geliştirmiştir. Böylece,“Türkiye’de Güzel Sanatlar Eğitiminin Geliştirilmesine Yönelik Öneriler” (2) adlı ikinci rapor oluşmuş ve bu rapor, 20 Haziran 1983 günü yapılan Yüksek Danışma Kurulu toplantısında görüşülerek kabul edilmiştir. Söz konusu öneriler, okulöncesi eğitim, temel eğitim, ortaeğitim ve yüksekeğitim kurumlarını ayrı ayrı fakat bir bütünlük içinde ele almaktadır. Bu çalışmaların uygulamaya konması ve benzeri çalışmalarla daha da geliştirilmesi çok yararlı olacaktı.

b.Yaygın Eğitim

Cumhuriyetten sonra, yaygın sanat eğitimi yani okul dışı sanat çalışmaları bakımından da büyük bir hız, canlılık ve yaygınlık görülür.Bu dönemde okul dışı sanat eğitim çalışmaları iki bölümde incelenebilir:1. Musiki ve sahne sanatları 2. plâstik sanatlar. 1932’de kurulan, Güzel Sanatlar Kolu, Temsil Kolu, Müze ve Sergi Kolu gibi çeşitli “kol”ları içeren ve özellikle Atatürk döneminde yaygın çalışmalar yapmış olan Halkevleri ile 1973’te başlayan Uluslar Arası İstanbul Sanat Festivali ve TRTgibi kurum ve kuruluşlar, her iki alanı da kapsar.
Musiki ve sahne sanatları alanında yapılan yaygın sanat eğitim çalışmaları deyince, akla Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası,Devlet Opera ve Balesi,Devlet Tiyatrosu, çeşitli orkestra, opera ve korolar, resmî ve özel tiyatrolar... gelmektedir.Plâstik sanatlardan söz ederken de, Devlet resim ve heykel müzeleri, müzeler, sergiler, resmî ve özel galeriler, sanat kongreleri,İstanbul Sanat Bayramı, basın-yayın gibi çeşitli etkinlikler üzerinde durulabilir.Cumhuriyet döneminde, bütün bu sayılan alanlar bakımından da önemli gelişmelere tanık olmaktayız ve birtakım sorunlar bulunmakla birlikte bu gelişmeler sürmektedir.

c. Yeni Gelişmeler

Bilindiği gibi, 1990 yılında Ankara’da bir güzel sanatlar lisesi açıldı. Bugün ülkemizdeki güzel sanatlar lisesi sayısı 8’dir.Aynı şekilde, devlet üniversiteleri ile vakıf üniversitelerine bağlı 10 kadar güzel sanatlar fakültesi var ülkemizde. Bundan başka, 1997 yılında yeniden yapılandırılan eğitim fakültelerinde yani öğretmen yetiştiren kurumlarda sanat eğitimi dersleri önemli bir yer tutuyor.
Sanat eğitimi konusunda 1998 yılında yeni ve önemli bir adımla daha karşılaşıyoruz. İstanbul’da Yıldız Teknik Üniversitesine bağlı yeni bir fakülte olarak“Sanat ve Tasarım Fakültesi” kuruldu.Devlet üniversiteleri içinde ilk ve tek olan bu fakülte, sanata bütüncül açıdan bakmayı ve disiplinler arası çalışmaları, sanatla yaşamı birleştirmeyi temel ilke edinmiş durumda. Başlıca programları, müzik, sahne sanatları, iletişim tasarımı, fotoğraf ve video, sanat yönetimi.
Bütün bu kurumlarda yürütülen programların nitelikleri, uygulama ve sanat eğitimine katkı yönleri tartışılabilir, programlar verim bakımından irdelenebilir. Daha iyisi, daha güzeli için elbette çeşitli görüşler öne sürülebilir.Ama ne olursa olsun, bu tür zenginliklerin bir canlılık ve olumlu gelişmeler olarak algılanması gerekir.

Sonuç ve Öneriler

Burada, Cumhuriyet Dönemi güzel sanatlar eğitimi üzerinde kısaca duruldu.Konuya ilişkin genel bir değerlendirme yapınca şöyle bir tablo ile karşılaşıyoruz:

1. Yeni Türkiye’nin mimarı Atatürk, Cumhuriyeti kültür ve eğitim temeline oturtmuş, güzel sanatlara büyük önem vermiştir.Bugün çalışmalarını sürdüren bütün sanat eğitim kurumları, kaynağını ondan alır.Kültürün önemli bir ögesi olan güzel sanatlar, büyükÖnder’in gerçekçi yaklaşımı, yakın ilgisi, büyük desteği ile ülkemizde kökleşti ve gelişti. Çünkü güzel sanatlar gelişmezse toplumun kısır kalacağını çok iyi biliyordu.

2. Sanat eğitim kurumlarından, ünü yurt dışına da taşan değerli sanatçılar, öğretim elemanları ve öğretmenler yetişmiştir. Bu arada, güzel sanatların her dalında çalışan ve çalıştığı alana güç katan seçkin kadın sanatçılarımız yetişti.

3. Çeşitli dallarıyla güzel sanatlar, Cumhuriyet döneminde önemli gelişmeler gösterdi. Artık Türk sanatçısı, aktarmacılık, özenti ve taklit peşinde değildir.Hemen her dalda kendimize, yerli kaynaklara ve millî değerlere dönme eğilimi ağırlık kazanmaktadır.

4. Göze çarpan önemli bir nokta, sanatla ilgili çalışmaların giderek yaygınlaşmakla birlikte, henüz geniş yığınlara seslenemediği, sınırlı çevrelerde kaldığı gerçeğidir. İşte burada devlete ve sanat eğitim kurumlarına büyük görevler düşüyor. Bunların başında, daha geniş ve etkili bir sanat eğitimi gelmektedir.Daha önce de belirtildiği gibi, Millî Eğitim Bakanlığının gerçekçi bir yaklaşımla konuya el atması sonucu başlayan çalışmalar ve hazırlanan raporlar, bu konuya hem örgün hem de yaygın eğitim açısından yeterince ışık tutmaktadır.Böylesine önemli bir konuya, bütünlük, tutarlılık, süreklilik, yaratıcılık, çok yönlülük, sanata ve sanatsal çevreye duyarlılık, yaygınlık gibi temel ilkeler açısından eğilen bu çalışmaların uygulamaya konması çok yarar sağlayacaktır.Çünkü çirkinin ne olduğunu anlamak ve çirkinliklerden uzaklaşmak için, kişi ve toplum olarak güzeli bilmek gerekir.Bunu da ancak güzellik eğitimi, etkili bir sanat eğitimi sağlar.
Belirtmekte yarar var ki, sanat eğitimi derken amaç, herkesin sanatçı olması değildir. Zaten bu düşünülemez. Ama iyi bir sanat izleyicisi olmak ve güzeli aramak da büyük önem taşır.Sanat eğitimi, ustalık ve beceri kazandırmak değil, estetik duyarlığın geliştirilmesidir.Bilindiği gibi çağımızın insanı, yarattığının tutsağı olma durumundadır ve duyarsızlaşmaya başlamıştır. Oysa gerçek anlamda çağdaş insan, duyan, düşünen, yaratan, güzeli arayan, insanı ve doğayı seven varlıktır.İşte sanat eğitimi, bu nitelikler açısından değer taşır.


Sponsorlu Bağlantılar
Gitti Gidiyor..
 
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Cumhuriyet Döneminde İlklere İmza Atan Kadınlar dBuse 5n1k 0 05-03-2013 20:05
Erken Cumhuriyet Döneminde Ekonominin Türkleştirilmesi - Murat Koraltürk Bilgili Kitap Tanıtımı 0 10-06-2011 11:21
Cumhuriyet Döneminde İletişim - Nazife Güngör Bilgili Kitap Tanıtımı 0 01-06-2011 12:21
Cumhuriyet Döneminde Başarılı Olmuş Kadınlar RittyBoy Cumhuriyet Tarihi 0 06-25-2010 16:47
Cumhuriyet Döneminde Azınlık Okulları Sorunu UzZMaN Tarih 0 12-24-2009 17:07



Powered By vBulletin® Copyright ©2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

ShevKose