AnadoluTayfası.Net ( ATN )
Ah dünya, sen neden böylesin.. Arada bir gülen görmesem, ölesim geliyor, ölesim..
Geri git   AnadoluTayfası.Net ( ATN ) > Yaşama Dair > Dini Bölüm & İslam Dünyası > Allahü Teala

Allah İnancımız

Allahü Teala
Allah İnancımız, ve Allah İnancımız hakkında bilgiler ve daha fazlasını içeriyor.. Devamını Oku...

 
02-11-2010 12:35 Yazan: Harrby
Allah İnancımız

Allah İnancımız

Sponsorlu Bağlantılar

. Allah İnancımız







Dr. Kemal YILDIZ • 1. Sayı / DİĞER YAZILAR





Bütün semavî dinlerde Allah inancı mevcuttur. Biz müslümanların ise nasıl bir Allah'a iman ettiği, tam ve kâmil bir imanın nasıl olması gerektiği bütün müslümanlar için “farz-ı ayn” bilgilerin en başında yer alır.



Şeyh Mevlânâ Halid Diyâuddîn el-Müceddidî, Mektubât'ında muhteşem bir uslûpla Allah inancımızı anlatıyor:



Rahman ve Rahim olan Allah'ın ismiyle Allah İnancımız.

Allah-u Teâlâ'yı,

Meleklerini,

Peygamberlerini,

Velilerini,

beden ve ruh olarak, hâzır ve gaib olanlarıyla insanları ve cinleri,

bilinen ve Allah'tan başkası tarafından bilinmeyen O'nun bütün yaratıklarını şahit tutarak;

bütün kalbim ve dilim ile kesinlikle şehadet ederim ki; âlemi yoktan var eden Allah Bir'dir.

Lizâtihi vâcibu'l-vücûd'tur. (Varlığı kendisinden kaynaklanır ve varlığının aksi düşünülemez.)

Bütün kemâl (sıfâtlar)ın sahibi olup, eksiklik ifade eden tüm (sıfatlar)dan uzak ve yücedir.

Yoktan var ettiği için âlemin gerçek sahibidir ve âlemde ibadete lâyık yalnız O'dur.

Uluhiyyet,

Kıdem,

Bekâ,

Yaratma ve

Kudret (sıfatları) sadece O'na aittir.

Ne zatı ne de sıfatları cisim, cevher ve araz değildir.

O'nun varlığında hiç bir şeyin (etkisi ve yeri) yoktur.

Hiç bir şeye hulûl etmez.

Cisim olmaktan ve cisme tabi olan şeylere dönüşmekten münezzehtür.

Her türlü cihet ve mekândan münezzehtir.

Her iki dünyada kalpler ile; sadece âhirette gözler ile görülür.

Başka bir varlığın bulunmadığı zaman da dahil olmak üzere O her zaman vardı.

Varlığının başlangıcı yoktur.

Sonra kendi iradesi ile âlemi yoktan var etti.

Bundan dolayı kendisine bir kemâl (herhangi bir fazlalık ve değişiklik) meydana gelmediği gibi yeni bir isim ve sıfat da almadı.

O, isimleri ve zâtî sıfatları ile ezelîdir.

Zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde hiç bir benzeri yoktur.

Hayy (diri)dır;

Kayyûm (her şeyi koruyan, ayakta tutan)dır.

Cisim, cevher ve araz olarak -kulların ihtiyârî fiillerine varıncaya kadar- yerde-gökte, denizde-karada (bulunan) her şeyi yaratan O'dur.

Allah her şeyi bilir.

Varlık âlemine çıkanları da bilir; çıkmayanları da Allah İnancımız.

Küllî olanları da bilir; cüz'î olanları da Allah İnancımız.

Şehâdet âleminde (görünürde) olanı da bilir, gâibte (görünmez) olanı da Allah İnancımız.

O'na göre gâib yoktur, her şey görünür durumdadır.

Gözlerin haince bakışını, kalplerde (saklananları) bilir. Nasıl bilmesin ki? Onları yaratan O'dur. “Hiç yaratan bilmez mi? O, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır.” (Kalem/14)

Yer-gök (bütün) âlemde hiç bir şey Allah'ın iradesi dışında değildir. İrade ettiği şey ilmi dahilinde olduğu gibi; bir şeyi irâde etmeden de kudreti ona taalluk etmez. Dolayısıyle kâniâttaki bütün varlıklar, O'nun irâdesi ve kudreti ile meydana gelmektedir.

Her şeyi irâde eden Allah'tır.

Her şeye kâdir olan Allah'tır.

Her şeyi işiten Allah'tır.

Her şeyi gören Allah'tır.

Bilinenlerden -zerre ağırlığında da olsa- hiçbir şey O'nun ilmi dışında kalmaz; işitilenlerden -zerre kadarı da olsa- hiç birisi O'nun işitmesinden uzak olmaz. Kişinin içinden geçirdiği düşünceleri, hatta bir elin yavaşça dokunması esnasında hasıl olan sesi bile işitir.

Görünen şeylerden hiç biri, O'nun görmesinin dışında kalmaz. O Sübhanehu ve Teâlâ, karanlık bir gecede, siyah bir zemin üstünde bulunan siyah karıncanın yürüyüşünü görür. Zifirî gece karanlığında, bin perde arkasında bulunan, en küçük varlığı dahi görür. Allah için uzaklık ile yakınlık arasında fark yoktur.

Allah, kendisinden kaynaklanan bir ses veya düşünülebilecek bir sükût ile değil, diğer sıfatları gibi ezelî ve mukaddes olan kelâmı ile konuşur.

Mûsâ'ya (A.S.) o kelâmı ile konuşmuş,

Peygamberlerine o kelâmını indirmiş ve ona Kur'ân, Zebûr, İncil, Tevrât ve Sahifeler diye isim vermiştir.

Allah-u Teâlâ'nın hayatı ruh, cesed ve organlarla değildir.

O'nun ilmi, düşünmekten, daha önce bilememekten ve unutmaktan münezzehtir.

O'nun iradesi, tereddütten uzaktır. O, bir şeyi irade ederken bir kalbe veya ruha muhtaç değildir.

O'nun kudreti, âlete ve başkalarının desteğine ihtiyaç duymaz.

O'nun işitmesi, işitme vasıtası ve kulak varlığı düşüncesinden berîdir.

O'nun görmesi için göz bebeği ve kirpikler düşünülemez.

O'nun konuşması da ağız, dil ve damak ile değildir.

Allah Sübhanehu ve Teâlâ, kerim bir Rabb'dır. Saltanatı büyük, ihsânı geniş, nimetleri çoktur. Sıfatlarından hiç biri, O'nda bir artışa sebep olmaz. O'nun pek çok şeyle ilgilenmesi de sıfatlarında bir fazlalığı gerektirmez. (O, nasılsa öyledir.)

O'nun iradesi dışında hiç bir şey meydana gelmez; mülkünde ister hayır ister şer, sadece ve sadece dilediği olur.

Küfür ve isyân, O'nun iradesiyle meydana gelir. Fakat onlarda, O'nun emri, rızası ve sevgisi yoktur.

Allah-u Teâlâ, kulların fiilleriyle ilgili olan ve olmayan, kulların mükâfat alacakları veya cezaya çarptırılacakları gelecekle ilgili bütün olayları ezelde bilmektedir. Ayrıca bütün bunları yazmış ve zaptetmiştir.

O halde her şey Allah'ın ilmine uygun olarak meydana gelir.



MÜTERCİMİN NOTU: Ezel ve ebed kelimeleri, zamansızlığı ifade eder. Yani Allah, zamana bağlı değildir, insanı ve diğer bütün varlıkları yarattığı gibi zamanı da O yaratmıştır. İnsan ise zamana bağlı olan bir varlıktır, zaman kavramı olmaksızın düşünemez. Bunun için insan, zaman üstü olan Allah'ın zâtını ve sıfatlarını düşünemez. Nitekim Resûlullah (A.S.) Efendimiz, “Allah'ın zatını düşünmeyiniz. Siz O'nun nimetlerini ve yaratıklarını düşününüz. Çünkü siz, Allah'ın zâtını düşünmeye güç yetiremezsiniz.” (Bazı rivayetlerde “Allah'ın zâtını düşünmeye çalışırsanız helâk olursunuz” ifadesi de geçmektedir.) (Ebu Nu'aym, Hilye; Taberânî, el-Mu'cemu'l-Vasît) buyurmuştur.

İnsanoğlu zamansız düşünememekle birlikte, imanı ile ilgili olduğu için Allah-u Teâlâ'nın zâtı ve sıfatları ile ilgili konularda bilgilendirilmesi bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır. Bu sebeple Allah-u Teâlâ, bu gibi idrak üstü hususları, insanın anlayışına yaklaştırmıştır. İnsan, Allah'a iman eder ama O'nun nasıl olduğunu bilemez. Aynı şekilde O'nun ezelî ve ebedî olduğuna, ezelde bildiğine iman eder ama bunların nasıl olduğunu anlayamaz


Sponsorlu Bağlantılar
Gitti Gidiyor..
 
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Mutluluğun Sırrı Coşkulu Bir Allah Sevgisi ve Allah a Tevekküldür !! Mah-mud Allahü Teala 0 02-11-2010 12:19
Mutluluğun Sırrı Coşkulu Bir ALLAH Sevgisi ve ALLAH a Tevekküldür RamizZz Allahü Teala 0 02-11-2010 12:07
Mutluluğun Sırrı Coşkulu Bir Allah Sevgisi ve Allah a Tevekküldür !! Selametle Allahü Teala 0 01-05-2010 19:33
Mutluluğun Sırrı Coşkulu Bir ALLAH Sevgisi ve ALLAH a Tevekküldür Bilgili Allahü Teala 0 01-05-2010 19:15
Allah sevgisi yeterli değil mi?mutlaka allah tan korkmak mı gerekiyor? RittyBoy Dini Bölüm & İslam Dünyası 0 01-04-2010 19:42



Powered By vBulletin® Copyright ©2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

ShevKose