Kendi adıma bir sorgulama!!!;

Ey Kardeş,
Bir an için tüm dünyevi duygulardan ve düşüncelerden sıyrıl!
Niçin tam anlamıyla inanmıyorsun? Niçin ilk ve öncelikli amacın Rıza-i İlahi değil? Neden dünyanın bir gün yok olacağını ve yeni ama sonsuz bir hayatın başlayacağını kabul edemiyorsun? Kabul etsen de niçin orası için tüm gayretinle çalışmıyorsun?
Yaptığın ibadette,duada yani her işte sırf Allah Rızası deyip yoluna devam etmiyorsun? Neden Allah’a tam dayanmıyorsun? Neden düşünmüyorsun? Düşünenlerden olmak yerine neden gafillerden oluyorsun? Allah’ın büyüklüğün hiçbir zaman anlayamayacağını bilsen de kendi ölçünde niçin anlamaya çalışmıyorsun? Kendini niçin günahların ve şeytanın kollarına kolayca bırakıveriyorsun? Neden hiç direnmiyorsun? Neden İmdat demiyorsun; O’nun imdat dileyeni boş çevirmediğini bildiğin halde.
Sana verilenleri neden O’nu anlamak ve anlatmak için kullanmıyorsun? Neden elinden gelenin en iyisinin en iyisini yaparak; her an büyük bir hızla genişleyerek ‘O’nunla olmaya çalışmıyorsun?
Hâla neden, O’nun her an ve her mekanda seninle olduğunu kavrayamadın? Kavramak için nedene zaman harcamadın? Neden delirircesine düşünmedin? Aklının sınırlarını neden zorlamadın?
Her probleminde gidip yabancıların kitaplarına sarılacağına neden seni, dünyaya gelmiş ve gelecek her türlü mahlukattan daha iyi bilen Rabbinin Kitabına yani Efendimizin gözyaşı Kurân-ı Kerim’e sarılmadın? Neden siyer kitaplarını didik didik etmedin? Ve neden Hadis kitaplarını kurcalamadın? Tüm bunlarda bulamadıysan,–haşa onların eksikliğinden değil; kavrayışının eksikliğinden ve kendi noksanlarından- neden İslam Öğretmenleri büyük alimlerimizin kitaplarını kurcalamadın? Ve… neden elini açıp da:
“Ya Rabbi, Çözüm ilham et; Rabbimin Rızası ve dinim çerçevesinde nasıl hallederim bu meseleyi? Sorusundan zonklayan beynime bir çözüm yolu ihsan et!” demedin…
Kim bilir belki de bu meseleleri düşünemedin. Peki bunları aklına getiren Rabbinle münasebetini hala gözden geçirmeyecek misin?