İbadetlerden Lezzet Alamama İbadetlerden Lezzet Alamama;
İbadetlerden Lezzet Alamama
Allah ile dostluk frekansını yakalayanlar hem yaratılış gayesini, hem niçin ibadet etmeleri gerektiğini hem de yapmış olduğu salih amellerle Allah’a nasıl bir mesaj verdiklerini bildikleri için hem ibadetlerinde lezzet alırlar hem de dostunun sevgisini kazanırlar
.
Allah’ın sevgisini kazanmak için nefse en ağır gelen ameller karşısında en ufak bir tereddüte düşmeden girişirler;
‘Nice erler vardır canlarını feda ederler
.’
‘Mü’minler içinde Allah’a verdikleri sözde duran nice evler var. İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir; kimi de (şehitliği) beklemektedir. Onlarlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir. (Ahzab: 33/23)
Allah ile dostluğunu kuranların ibadet hayatında dudakları uçuklatacak amellere rastlanır;
‘Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler
.’ (Haşr: 59/9)
‘O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar
.’ (Al-i İmran: 3/134)
Düşünsenize bir; ihtiyacınız olduğu halde dostluğunuzun sevgisini kazanmak için gözünüzü kırpmadan infak ediyorsunuz?
Allah ile dostluğunu kuramayanlar, başka bir deyişle sevgi frekansını yakalayamayanlar isteyerek, canı gönülden ibadet etmezler
.
Tat almadıkları her ibadetten soğurlar
.
Allah’ın sözleri dikkatli bir şekilde incelendiğinde dostluğunu kuranlara ve kuramayanlara farklı hitap ettiği görülür
.
Birine tamamen tavsiye gibi gelen emir diğerine tehdit gibi gelir;
Rabbine;
– ‘Tamamen gönülden, Allah’ım! Yaratılış gayemi ve bana verdiğin ikramları biliyorum. Canı gönülden teşekkür etmek istiyorum. Biliyorum ki yapacağım her teşekkürle senin sevgini ve dostluğunu kazanacağım
. Ama sana nasıl yaklaşılır, bilmiyorum. Sen söyle ben yapayım!’
Bu zihniyetle ibadet kapısını tık tıklayanlara emirler şöyle yumuşayarak gelir; [64]
Dostluğunu Kuranlar
“Onlar ki, ayakta iken, otururken, yatarken Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde derinlemesine düşünürler.” (Al-i İmran: 3/191)
“Onlar, ne ticaret ne de alış-verişin kendilerini Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoyamadığı insanlardır…” (Nur: 24/37)
“İman edip te Allah yolunda hicret ve cihad edenler, (muhacirleri) barındıran ve yardım edenler var ya, işte gerçek mü’minler onlardır. Onlar için mağfiret ve bol rızık vardır.” (Enfal: 8/74)
“Allah’a ve ahiret gününe iman edenler, mallarıyla canlarıyla savaşmaktan (geri kalmak için) senden izin istemezler. Allah takva sahiplerini pek iyi bilir.” (Tevbe: 9/44)“Onlar ki namazlarında huşu içindedirler.”
“Ve onlar ki namazlarına devam ederler.” (Mü’minun: 23/9) [65]
Dostluğunu Kuramayanlar
“Allah’ı anmak hususunda kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun.” (Zümer: 39/22)
“Hac ibadetlerinizi bitirince babalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir şekilde Allah’ı anın.” (Bakara: 2/200)
“Size ne oldu da Allah yolunda ve “Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize tarafından bir sahip gönder, bize katında bir yardımcı yolla” diyen zavallı erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz” (Nisa: 4/75)
“(Ey mü’minler) Gerek hafif, gerek ağır olarak savaşa çıkın, mallarınızla ve canlarınızla cihad edin.” (Tevbe: 9/41)
“…Bunlar namazı bıraktılar; nefislerinin arzularına uydular bu yüzden ileride sapıklıklarının cezasını çekecekler.” (Meryem: 19/59)
“Namazı dosdoğru kılın ve Allah’tan korkun. O, huzurunuza varıp toplanacağınız Allah’tır.” (En’am: 6/72)
Örnekleri çoğaltmak mümkün
.
Yukarıdaki şemadan da görüldüğü gibi, dostluğu yakalayamayanların ibadetleri zoraki, ya da lütfen!. dir. Haliyle de lezzet alınmayan bir ibadet dostluğa zarar verecektir
.[66]
Dostluğunu kuramayanlar tehdit ve emir ayetlerine muhatap olurlar. [67] |
| | |