AnadoluTayfası.Net ( ATN )
Ah dünya, sen neden böylesin.. Arada bir gülen görmesem, ölesim geliyor, ölesim..
Geri git   AnadoluTayfası.Net ( ATN ) > Yaşama Dair > Dini Bölüm & İslam Dünyası > Allah Dostları

Yahya Efendi(k.s.a)

Allah Dostları
Yahya Efendi(k.s.a), Yahya Efendi(k.s.a) Yahya Efendi Dergâhı Manevi huzura ulaşmak isteyen yüzlerce insan her gün, Beşiktaş'ta bulunan Yahya Efendi Türbesi'ne akın ediyor. Eskiden sefere giden denizcilerin huzur ve dua kapısı olan Yahya Efendi Dergâhı, artık gönül hastalığı olan herkese şifa dağıtıyor. Kanuni Sultan Süleyman’ın sütkardeşi Yahya Efendi’ye gitmek isteyenlere yol haritası… Beşiktaş'ta, Yıldız Parkı'nın yanındaki Yahya Efendi Dergâhı, kendini arayanların, gönlü sıkılanların şifa kapısı. Bende, dünya telaşından biraz olsun sıyrılmak, kalbe şifa bulmak ve Yahya Efendi‘yi (ks) ve Yahya Efendi(k.s.a) beşiktaş yahya efendi türbesi nasıl gidilir, beşiktaşlı yahya efendi türbesine nasıl gidilir, yahya baba türbesi, yahya efendi mezarlığı, yahya efendi türbesi hakkında bilgi, yahya efendi türbesi harita, yahya efendi türbesi nerede, yahya efendi türbesi ziyaret saatleri, yahya efendi türbesine nasıl gidilir, yahya efendı turbesı nerededır, yahya efendı türbesı nerde, yahya hazretleri türbesi nerede, hakkında bilgiler ve daha fazlasını içeriyor.. Devamını Oku...

 
01-08-2010 18:56 Yazan: Selametle
Yahya Efendi(k.s.a)

Yahya Efendi(k.s.a)

Sponsorlu Bağlantılar



Yahya Efendi Dergâhı











Manevi huzura ulaşmak isteyen yüzlerce insan her gün, Beşiktaş'ta bulunan Yahya Efendi Türbesi'ne akın ediyor. Eskiden sefere giden denizcilerin huzur ve dua kapısı olan Yahya Efendi Dergâhı, artık gönül hastalığı olan herkese şifa dağıtıyor. Kanuni Sultan Süleyman’ın sütkardeşi Yahya Efendi’ye gitmek isteyenlere yol haritası…





Beşiktaş'ta, Yıldız Parkı'nın yanındaki Yahya Efendi Dergâhı, kendini arayanların, gönlü sıkılanların şifa kapısı. Bende, dünya telaşından biraz olsun sıyrılmak, kalbe şifa bulmak ve Yahya Efendi‘yi (ks) ziyaret etmek için düşüyorum yollara. Çırağan Sarayı’nın karşısındaki dar ve dik yokuşu bir nefeste çıkarak ulaşıyorum huzur mekânına. Dergâh’ın etrafını çevreleyen mezarlıklar dikkatimi çekiyor ilk başta. Önce, mezarlığın etrafındaki kediler refakatinde devasa mezar taşları arasında dolaşıyorum. Ölüm korkusu yerine, huzur rüzgârları esmeye başlıyor kalbimde. Kendimi bir anda mana iklimde hissediyorum. Çoğunluğu denizcilere ait mezar taşları arasında, Padişah hanımlarının, çocuklarının, paşaların, tarihe hizmet etmiş insanların mezarlarıyla karşılaşıyorum. Dergâhın etrafını çevreleyen mezarlar sonsuzluk âlemine geçişin gerçekliğini, hayatın faniliğini bir kez daha hatırlatıyor bana. Hayatın çok kısa ve dik bir yokuş olduğunu düşünerek dergâhın kapısına geliyorum. Dünyayı dışarıda bırakarak, duvarlarına asırların kokusunun sindiği huzur dergâhından içeri adım atıyorum. Dergâh’ın her odası, geçmişte burada gönül insanlarının yetiştiğini anlatıyor adeta. Dergâh’ın içinde bulunan Yahya Efendi Türbesi’nin başı oldukça kalabalık. Yalnız İstanbul’dan değil, şehir dışından da derde giriftar olan çok sayıda insan, ‘medet!’ diyerek, bu himmet kapısını çalıyor.

Yahya Efendi Kimdir?

Bugün de gönül hastalarının ziyaret ettiği, himmetinden nasiplenmek istedikleri Yahya Efendi 1495 yılında Trabzon'da doğar. Babası Amasyalı Kadı Ömer Efendi, annesi Afife Hatundur. Kânuni Sultan Süleyman, babası Yavuz Sultan Selim'in Trabzon'da vali olarak bulunduğu sırada dünyaya gelir. Yahya Efendiyle aynı günlerde doğan minik şehzadeyi Afife Hatun emzirir. Böylece, Kanunî ile Yahya Efendi sütkardeş olur. Yahya Efendi, ilk tahsilini Trabzon'da, zamanın velilerinden Müfti Ali Çelebi’den alır. Daha sonra, İstanbul'a gelerek tahsiline devam eder. Sıkı bir eğitimden geçer. O, çölde su arayan seyyah gibi ilim arar. Her çiçeğe konar. Çok okur, ilim meclislerine koşar. Hızla yükselir. Osmanlının zirve medreselerinden Fatih Medresesi'ne atanarak dönemin önemli âlimlerinden Kadızâde Hazretleri’nden görevi devralır, ancak, onun rüyalarını bir ALLAH dostunun dizi dibinde manevi mertebelere yürümek süsler. Aradığına yıllar sonra kavuşur ve Zembilli Ali Efendinin feyizli sohbetlerine katılır. Yahya Efendi iyi bir şairdir aynı zamanda. Ruh dünyasındaki duygu selini mısralara döker. Edebi bir üslupla yazdığı şiirlerinin de içinde bulunduğu bir divan kitabı vardır. Matematiği, geometriyi ve astronomiyi çok iyi bilen Yahya Efendi, Zembilli Ali Efendi’nin vefatından sonra hocasının yerine Canbâziye Medresesi’nde müderrisliğe başlar. Beşiktaş'ta satın aldığı, bugünkü türbe ve mezarlığın bulunduğu araziye bir ev ile mescit, daha sonra evin etrafına medreseler, hamam ve çeşme yaptırır. Eğitimcilik hayatına farklı medreselerde devam eden Yahya Efendi’ye sütkardeşi olan Kanunî Sultan Süleyman çok ilgi gösterir. Her hususta ona danışır ve hatırını sayar. Yahya Efendi’nin sohbetine her sınıftan insan katılır. Yalnız Müslümanlarla değil gayri Müslimlerle de yakından ilgilenir, onlara İslam dinini anlatırdı. Yahya Efendi, saraydan çıkarılan Şehzade Mustafa’nın annesi Gülbahar Hatun’un tekrar saraya alınması için Padişah’a mektup yazar ancak sütkardeşinden hiç beklemediği bir tavır görür. Kanuni, kendisini müderrislik görevinden alır ve emekli eder. Bunun üzerine Beşiktaş’taki evi ve mescidinde inzivaya çekilen büyük veli, kalan ömrünü dergâhında ilim öğreterek, tefekkür ve zikirle geçirir. 1569 yılında bir Kurban Bayramı gecesi Hakk'a yürüyen Yahya Efendi’nin cenaze namazını Şeyhülislam Ebussuûd Efendi kıldırır. Cenazesine İstanbul'da bulunan her sınıf ve inançtaki insan katılır. Sultan II. Selim, babasının yadigârı olan ve büyük bir muhabbet beslediği Yahya Efendi için dergâhın içinde Mimar Sinan’a bir türbe yaptırır.



Nerededir?



Yıldız mahallesi, Yahya Efendi Çıkmazı'nda yer alan dergâh; mescit, tevhidhane, medrese, hamam, mezarlık ve çeşitli evlerden oluşan bir külliye niteliğindedir. Yahya Efendi Türbesi ve dergâhı, Sultan II. Mahmud, Sultan Abdülaziz’in annesi Pertevniyal Sultan ve II. Abdülhamit tarafından onarılır. İstanbul'da bulunan üç büyük evliyalardan birisi olan Yahya Efendi, büyük oğlu Şeyh İbrahim Efendi, annesi Afife Hatun, eşi Şerife Hatun ve torunlarıyla birlikte aynı yerde yatıyor. Dergâh’ta ayrıca, Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı Tasasız Raziye Sultan, II. Abdülhamit’in kızı Hatice Sultan ve oğlu Bedreddin Efendi’nin de sandukaları yer alıyor. İstanbul Boğazı’na bakan dergâha o dönemde denizciler sık sık ziyarete gelir, sefere çıkmadan önce Yahya Efendi’nin hayır duasını alırdı.



Nasıl Gidilir?



İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde bulunan Yahya Efendi Dergâhı’na ulaşım çok kolay. Beşiktaş'tan Ortaköy ve Boğaz yönüne giden otobüslere binip Yahya Efendi Durağı’nda inmek gerekiyor. Çırağan Sarayı’nın karşısındaki dik yokuşu çıkarken dergâhın yorgun mimarisi sizi karşılayacak.

Hızır Aleyhisselam'ı Bildirdi

Kanuni Sultan Süleyman, Yahya Efeninin Hz. Hızır'la sık sık görüştüğünü bildiğinden bir gün kendisine “ Beni Hz. Hızır'la görüştürür müsün?” diye sorar. Yahya Efendi sadece, “Nasip” der. Bir gün Yahya Efendi ve Kanuni tebdil-i kıyafet gezintiye çıkarlar. Kayıkçının birine takılıp, boğaza açılırlar. Tekneye Salı Pazarı'ndan boylu poslu, temiz tertipli, insan güzeli bir genç biner. Yanlarına ilişir. Yahya Efendiyle muhabbete başlar. Kanuni o gün neyi düşünür bilinmez ama çok dalgındır. Elini suya sokar, dalgaları okşar. Bu sırada yüzüğünü denize düşürür. Sandaldakilere belli etmez ama çok üzülür. Aklı denizde kalır. Kayık tam Kuruçeşme iskelesine yaklaşırken genç elini suya daldırır ve yüzüğü alıp sultanın avucuna bırakır. Kanuni şaşkın bakışlarla ıslak yüzüğe bakarken genç çoktan kaybolmuştur. Yahya Efendi ile Kanuni arasında şu konuşma geçer;

-Hadi bakalım gözün aydın. Aradığını gördün işte” der.

-Kimi?

-Hızır Aleyhisselam'ı.

-Hani nerede?

-Bir saattir yanımızdaydı.

-Yoksa o genç miydi?

-Ta kendisi!

Neme Gerek!

Bir gün Kanuni, sütkardeşi olan Yahya Efendi’ye, “Ağabey sen ilahi sırlara vakıfsın, acaba devletimizin encâmı n'ola? Yahya Efendi(k.s.a) diye haber yollar. Yahya Efendi iki kelime yazar, üstelik altını çizer: “Neme gerek!” Kanuni bu cevaba bozulur. Hâlbuki sır o kelimelerde gizlidir. “Eğer zulüm yayılır, fukaralar feryada başlarsa ve şahısların menfaati devletin çıkarının üstüne çıkarsa. Üstelik görüp işitenler ‘Amaaan neme gerek’ derlerse bil ki yıkılış yakındır!”



Kıssa



BULGAR PEHLİVANI



Kanuni spora meraklıdır. Bir gün saltanat kayığı ile dergahın iskelesine yaklaşır ve Yahya Efendi'yi alıp, Yeniköy Çayırı'na götürür. Burada güreşler vardır. Ancak hiç hesapta olmayan şeyler olur. Nereden geldiği bilinmeyen Bulgar asıllı bir pehlivan bizimkileri duman eder. Adam insan azmanıdır, bacakları kök salar çınar gibi. Koca koca yiğitler çaresiz kalırlar. Bırakın yenmeyi, yerinden kıpırdatamazlar. Adam her yıktığı Türkün ardından kahkahalar atar, haçını öperek tamenna çakar. Yerli Rumlar sevinçten çıldırırlar.

Kanuni mi? Kahrolur tabii.

Yahya Efendi bakar Padişah fena bozuluyor, çıkar meydana ve akıllara durgunluk bir pazarlık yapar. Yahya Efendi(k.s.a) Bulgar pehlivanı bıyıklarını burarak güler, teklifi kabul eder. Ancak bu aksakallı ihtiyar karşısında eli ayağı tutmaz olur. Adalelerinde güç, derman kalmaz. Yahya Efendi onun sırtını yere vurur mu bilmiyoruz, ama nefsini ve kibrini yerden yere vurur. Gözünü ve gönlünü açar. Sayfa sayfa hakikatleri aralar. Pehlivan diz çöker, iman eder.



MAHLUKATA ŞEFKAT



Yine bir gece Yahya Efendi telaşla kayıkhaneye koşar ve âcele ile sandalı indirip denize açılır. Ortalık savaş meydanı gibidir. Rüzgâr ıslık çalar, dalgalar kubbe kubbe gelir, sahilde patlar. Çok geçmez Yahya efendi batmakta olan bir kayıktan iki papazı kurtarır döner geriye. Onlara kuru giyecekler verir, ateş başına oturtur. Sonra sıcak bir çorba koyar önlerine. Adamcağızlar bu olaydan öylesine duygulanırlar ki, anlatılamaz. Nitekim bizzat Beşiktaş Metropoliti ziyarete gelir teşekkür eder.

Yahya Efendi dergâhın misafirlerine mutlaka bir şeyler ikrâm eder. Talebelerine yemek çıkarmakla kalmaz, harçlık da verir. Saray ricali burayı sıkça ziyaret eder, değerli hediyeler getirirler. Mübarek onların tamamını fakirlere dağıtır.

Yahya Efendi her meslekten ve her meşrepten insanı muhatap alır, onlarla sofraya oturur. Kim olursa olsun “aşık” diye hitap eder.

Baba Tarık adlı bir balıkçı zor günler yaşar. Nedendir bilinmez her gün balığa çıkar, ama denizden dişe dokunur bir şey alamaz. Karısı açar ağzını yumar gözünü. “Miskin herif!” der, “sen dergâh dergâh dolaş bakalım. Kızının düğünü yaklaştı, daha çeyizi bile yapılmadı.”

Yahya Efendi, Tarık Babanın sıkıntısını hisseder, işini gücünü bırakıp onunla denize açılır. Balıkçı “Aman efendim deryada balık mı kaldı?” dese de Yaradan’aa güvenir, ağ salar. Eh onun attığı ağlar elbette balık dolar.


Sponsorlu Bağlantılar
Gitti Gidiyor..
 
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Felatun Bey ile Rakım Efendi - Ahmet Mithat Efendi Leyll-A Kitap Tanıtımı 0 04-19-2012 11:20
İzzet Keskin - Efendi Efendi 2012 Yeni Albüm TUtHiii Albümler 0 12-30-2011 22:44
Yavuz Sultan Selim in Emriyle Hazırlanan İbn Arabi Müdafaası - Şeyh Mekki Efendi, Ahmed Neyli Efendi Leyll-A Kitap Tanıtımı 0 11-23-2011 10:20
Yahya Efendi TUtHiii Biyografi 0 01-07-2010 23:01
Hz. YAHYA (a.s) Harrby Diğer Peygamberler 0 01-05-2010 21:58



Powered By vBulletin® Copyright ©2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

ShevKose